Tr: A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
En: A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U W X V Y Z

l Harfiyle Başlayan İngilizce-Türkçe Sözcükler

Kelime Çeviri Dil
l'envoi , l'envoy i., Fr. bir şiire ithaf veya başka bir sebeple konulan ek beyit. en-tr
l, l (el) (i.) İngiliz alfabesinin on ikinci harfi; L harfi şeklinde şey. en-tr
l. (kıs.) latitude, law, league, left, length, line, lira, lire, liter, (b.h.) Latin, book, Romen rakamlarında 50. en-tr
l.a. (kıs.) Los Angeles. en-tr
l.h.d kıs. Litterarum Humaniorum Doctor, Doctor of Humanities. en-tr
la (kıs.) Louisiana. en-tr
la (i.), (müz.) la notası, müzik gamında altıncı nota. en-tr
laager (i.), (f.) Güney Afrika'da etrafı arabalarla kuşatılmış kamp veya konak yeri; (f.) böyle konak yeri yapmak; böyle yerde konaklamak. en-tr
lab (i.), ABD, (k.dili) laboratuvar. en-tr
lab. (kıs.) Labrador. en-tr
lab. (kıs.) laboratory. en-tr
labdanum , ladanum (i.) laden, (bot.) Cistus; laden zamkı. en-tr
label (i.), (f.) (ed, ing veya led, ling) yafta, etiket; nitelendirici isim veya cümlecik; (f.) etiket yapıştırmak, etiketlemek; tasnif etmek, sınıflandırmak; (mim.) kapı veya pencereye saçak yapmak. en-tr
labellum (i.) (çoğ.bella) (bot.) dudak şeklinde bir korol kısmı, dudakçık. en-tr
labia (bak.) labium. en-tr
labial (s.), (i.) dudaklarla ilgili; (dilb.) dudaksıl; (müz.) dudak şeklinde kenarları olan (boru); (i.) dudak ünsüzü, dudaksıl ses. en-tr
labiate ,ated (s.), (bot.) bir tarafı sarkık dudak şeklinde olan. en-tr
labile (s.) kaymaya meyilli, değişme için tahtaları cıva klorid ile doyurmak. en-tr
labium (i.) (çoğ. bia) dudak; (anat.) kadının tenasül uzvunda dudak şeklinde kısım, dudak. en-tr
labor (İng.) labour (f.) çalışmak, çabalamak; uğraşmak, emek vermek, sıkıntı çekmek, güçlükle ilerlemek; (den.) denizlerde çalkalanmak, çok hırpalanmak; doğurma halinde olmak; ağrı çekmek; emekle meydana getirmek. l will not labor the point. işin teferruatına girişmeyeceğim. labored (s.) güçlükle yapılan, meşakkatli; fazla şatafatlı. en-tr
labor (İng.) labour (i.) çalışma, iş, emek; işçi sınıfı; doğum ağrıları; zahmet, meşakkat, sıkıntı, zorluk; (den.) fırtınada geminin şiddetle çalkalanması. Labor Day ABD eylülün ilk pazartesi gününe tesadüf eden işçi bayramı. labor dispute iş ihtilafı, iş anlaşmazlığı. labor exchange iş ve işçi bulma kurumu. laborintensive (s.) makinalardan ziyade el emeği ile yapılan veya yürütülen (iş, mahsul). Labour Party İşçi Partisi. labor relations iş münasebetleri; işçi ve işveren ilişkileri. laborsaving (s.) zahmeti azaltan, kolaylaştırıcı. labor union işçi sendikası. a labor of love hatır veya zevk için yapılan iş, menfaat mukabilinde olmayan iş, gönüllü yapılan iş. forced labor angarya. hand labor el ile yapılan iş. hard labor ağır iş cezası. in labor doğurma halinde. Ministry of Labour (İng.) Çalışma Bakanlığı. en-tr
laboratory (i.) laboratuvar. en-tr
laborer (i.) işçi, rençper. en-tr
laborious (s.) zahmetli, emekli, yorucu; çalışkan, işgüzar. laboriously (z.) emek vererek; çalışarak. en-tr
laborite (İng.) labourite (i.) işçi yandaşı. en-tr
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 ... 48

 

2008 LogSozluk.Com - İngilizce Türkçe Sözlük | Türkçe ingilizce Sözlük