| Kelime | Çeviri | Dil |
| h | (kıs.) hydrogen, (elek.) Henry; (fiz.) manyetik alanın kuvveti; toplu ısı; argo eroin. | en-tr |
| h , h | (i.) İngiliz alfabesinin sekizinci harfi (Honor, hour herb ve diğer bazı kelimelerin başında ve herhangi bir kelime veya hecenin sonunda telaffuz edilmez. Bazı sessiz harflerden sonra gelince başka , şekillerde telaffuz edilir.) | en-tr |
| h , h | (kıs.) harbor, hard, height, hence, high, (müz.) horns, hour(s), hundred, husband. | en-tr |
| h.h | (kıs). His veya Her Highness: His Holiness. | en-tr |
| ha'penny | (bak.) halfpenny . | en-tr |
| habanera | (i.) Küba'da yapılan bir dans; bu dansa göre müzik. | en-tr |
| habeascorpus | (huk.) ihzar emri. | en-tr |
| haberdasher | (i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı. | en-tr |
| habergeon | (i.) zırh yeleği. | en-tr |
| habiliment | (i.), (gen.) , (çoğ.) elbise, kıyafet, kılık. | en-tr |
| habit | (i.) adet, alışkı, alışkanlık, itiyat, tabiat, huy; iptila, düşkünlük; zihni yapı, kafa; yaradılış, tıynet; elbise, kıyafet, kılık; din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet; (biyol.) özel olarak büyüme veya yetişme. habitforming (s.) iptilâ hasıl eden, alışkanlık meydana getiren. drug habit esrar alışkanlığı. | en-tr |
| habit | (f.) giydirmek. habited in giymiş. | en-tr |
| habitable | (s.) oturulabilir, ikamete elverişli habitabil'ity, hab'itableness (i.) oturulacak halde olma . | en-tr |
| habitant | (i.) (bir yerde) ikamet eden kimse. | en-tr |
| habitat | (i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri . | en-tr |
| habitation | (i.) ikamet, oturma; mesken, ev. | en-tr |
| habitual | (s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş. | en-tr |
| habituate | (f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık. | en-tr |
| habitude | (i.) âdet, itiyat, alışkanlık. | en-tr |
| habitue | (i.) müdavim, daimi ziyaretçi. | en-tr |
| hachure | (i.), (f.), (güz. san.), resimde göIge çizgileri; haritalarda dağ yamaçlarını gösteren ince çizgi, tarama çizgi; (f.) tarama çizgilerle göstermek. | en-tr |
| hacienda | (i.) büyük çiftlik, fabrika veya iş yeri. | en-tr |
| hack | (i.), (f.) kira beygiri; ihtiyar at; kiralık atlı araba; AB,D, (k,dili.) taksi; külüstür araba; (f.) araba sürmek, taksi şoförlüğü yapmak. huck stand taksi durağı. | en-tr |
| hack | (f.), (i.) çentmek, yarmak, yontmak, kıymak; (İng,), (leh.) toprağı sürüp ekmek; kuru kuru öksürmek; A,B,D, argo becermek; slang çakmak; (i.) çentik; çentmeye mahsus alet; kekeleme; kuru öksürük; incik kemigine atılan tekme. | en-tr |
| hack | (i.), (f.), (s.) adi yazılar yazan kalitesiz yazar; (f.) para için adi yazı yazmak; (s.) adi yazıya ait. hack work adi yazı. hack writer para için adi yazı yazan kimse. | en-tr |
| Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 ... 57 | ||
2008 LogSozluk.Com - İngilizce Türkçe Sözlük | Türkçe ingilizce Sözlük