| Kelime | Çeviri | Dil |
| f | (kıs). feminine, fine, fluid, folio, following, franc, frequency. | en-tr |
| f | (kıs)., (kim). fluorine, (mat). function, (foto). objektif açıklığı nispeti; (müz). fa anahtarı. | en-tr |
| f | (kıs). February, Fellow, France, Friday, son. | en-tr |
| f, f | (i). İngiliz alfabesinin altıncı harfi; (müz). fa notası. | en-tr |
| f.m | (kıs). Field Marshall, Foreign Missions, Frequency Modulation. | en-tr |
| fabeceae | (i)., (bot). fasulye familyası. fabaceous (s). fasulye familyasına ait. | en-tr |
| fabian | (s)., (i). tedbirli ihtiyatlı; tereddüt eden, geciktiren, Anibal'i yıpratan QuintusFabius Maximus gibi; ingiltere'de ılımlı sosyalist bir derneğe mensup; (i). bu derneğin üyesi. | en-tr |
| fable | (f). hikâye söylemek, yalan söylemek. fabled (s). efsanevi, meşhur. | en-tr |
| fable | (i). masal, içinde hayvanların da insanlar gibi konuşup davrandığı hikâye, fabl; hayal gücüne dayanan hikâye, içinde morali olan hikâye, efsane, mit; yalan. | en-tr |
| fabliau | (çog aux) (i). manzum masal. | en-tr |
| fabric | (i). kumaş, bez, dokuma; bünye, nesiç, doku. | en-tr |
| fabricate | (f). imal etmek, parçalarını bir araya getirerek yapmak; uydurmak yalan söylemek, slang atmak. fabrica'tion (i). imal etme; yalan, uydurma. fab'ricar (i). imalatçı; uyduran veya atan kimse. | en-tr |
| fabulist | (i). hayal unsuruna dayanan hikâyeler yazan kimse; yalan uyduran kimse. | en-tr |
| fabulous | (s). inanılmaz, müthiş, mükemmel, fevkalade; uydurma, hayal mahsulü, efsanevi; abartılmış, mübalâğalı. fabulously (z)., (k.dili) inanılmaz mükemmellikte. | en-tr |
| face | (i). yüz, çehre, surat, sima; küstahlık, cüret; (ticari evrakta yazılı olan) asıl değer;on taraf; (sikke) resimli yüzey; (matb.) yazı;görünüş, üst, düzey, satıh; (mat.) düzey, yüz; (mad.) üzerinde çalışılan tünel duvarı veya sonu. face card resimli iskambil kağıdı. facedown yüz üstü, yüzü koyun .face lifting (tıb.) yüze uygulanan estetik ameliyatı. face to face karşı karşıya, yüz yüze. in the face of karşısında, dikkate alarak, rağmen. fly in the face of karşı gelmek. have the face yüzü tutmak, cüret etmek.Iose face itibarını kaybetmek. make a face yüzünü gözünü buruşturmak. make faces alay ederek yüzünü gözünü tuhaf şekillere sokmak. onthe face of it dış görünüşe göre. pull along face suratını asmak. put a bold face on (zor bir durum) karşısında cesaret göstermek. put a new face on the matter işin şeklini değiştirmek, işe baska cephe kazandırmak. save one's face kabahatini örtbas etmek.show one's face meydana çıkmak, kendini göstermek. to my face yüzüme karşı. | en-tr |
| face | yüzüne bakmak; yönelmek; karşılamak, karşı karşıya gelmek, yüz yüze gelmek, karşısında olmak; cesaretle karşılamak;iskambil kâğıt açmak; kaplamak, astarlamak;taşın yüzünü yontup düzeltmek, düzgünleştirmek; bakmak, dönmek; nâzır olmak, nezareti olmak face about aksi istikamete dönmek face down sukut ile veya küstahlıkla hasmını susturmak, karşısındakini sindirmek; yüzü koyun, yüzü alta gelerek face the music ABD, argo cezalandırılma ihtimali karşısında yılmamak face out sonuna kadar dayanmak face up to cesaretle karşılamak,farkına varmak | en-tr |
| faceplate | (i)., (mak.) tornada düz ayna,torna tezgâhında işin bağlandığı ayna. | en-tr |
| facesaving | (s). kabahati örten, vaziyeti kurtaran. | en-tr |
| facet | (i). kıymetli taşın yüzeyi, faseta;yon: (zool.) bileşik gözü teşkil eden ufak gözlerden her biri. | en-tr |
| facetiae | (i), (çoğ.) nükteli sözler; kaba nüktelerden ibaret kitaplar. | en-tr |
| facetious | (s). şakacı, latifeci, komikliği üzerinde, tuhaf. facetiously (z). şakalaşarak,latife ederek. face value itibari kıymet. | en-tr |
| facework | (i). bina veya duvar cephesine konan mermer gibi şey. | en-tr |
| facial | (s).,(i). yüze ait, veçhi;(i). yüz masajı. facial angle yüz açısı. | en-tr |
| facies | (i). dış görünüş; (jeol.) Kaya birikintilerinin bileşim ve oluşumlarını düzenleyen özelliklerin. toplamı; (tıb.) hastalık sırasında yüzün ifadesi. | en-tr |
| facile | (s). kolay; sevimli, cana yakın; uysal,kolay inanan, yumuşak huylu; mahir, usta,becerikli. | en-tr |
| Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 ... 58 | ||
2008 LogSozluk.Com - İngilizce Türkçe Sözlük | Türkçe ingilizce Sözlük