Tr: A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
En: A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U W X V Y Z

e Harfiyle Başlayan İngilizce-Türkçe Sözcükler

Kelime Çeviri Dil
e ingiliz alfabesinin beşinci harfi. en-tr
e'en (z). even, evening. en-tr
e'er (z). ever en-tr
eager (s). istekli, hevesli, arzulu, şevkli, canlı, sabırsız. eagerly (z) şiddetli arzuyla, büyük şevkle, sabırsızlıkla. eagerness (i). şevk istek, arzu, canlılık. eager beaver (A.B.D), (argo) vazifesine fazlasıyla bağlı olan kimse. en-tr
eagle (i). kartal, karakuş, (zool.) Aquila;kartal şeklinde veya kartal resmi taşıyan herhangi bir şey (mühür, damga, madeni para). eagle owl puhu kuşu gibi bir çeşit baykuş. eagle ray fulya balığı. eaglewood tree kartal ağacı,(bot.) aquilaria agallocha. booted eagle cüce kartal,(zool.) hieraetus. golden eagle kaya kartalı ,altın kartal, (zool.) aquıla chrysaetos. en-tr
eaglesighted (s). uzağı görebilen, eagleyed nüfuz edici bakışları olan. keskin gözlü. en-tr
eaglestone (i). eski bir söylentiye göre kartalların yuvalarında fol olarak kullandıkları ceviz iriliğinde bir taş, kartal taşı . en-tr
eaglet (i). kartal yavrusu. en-tr
eaglewinged (s). kartal gibi hızlı ve yüksekten uçan. en-tr
eagre (i). nehrin ağzında ani met taşması. en-tr
eairn (i). taş yığını halinde abide, mezar veya işaret noktası, kurgan. en-tr
ear(1) (i). kulak, işitme duyusu; müziğin inceliklerini sezebilme yeteneği; testi kulpu gibi kulak şeklinde olan herhangi bir şey; dikkat, kulak verme .ear flap soğuktan koruyucu kulaklık. ear lobe kulak memesi .ear trum pet ağır işiten kimselerin kullandıkları kulak borusu. a word in your ear gizli söz, sır .be all ears kulak kesilmek, dikkatle dinlemek. by ear (müz.) notasız, kulaktan. give ear to kulak vermek, dinlemek. have an ear for music müzik kulağı olmak. keep an ear to the ground yeni haberlerle ilgilenmek. Iend an ear kulak vermek, dinlemek. play by ear notasız çalmak; olaylara göre hareket etmek. prick up one's ears kulak kabartmak . put a flea in one's ear imada bulunmak, kulağını bükmek, ikaz etmek. turn a deaf ear kulak asmamak, aldırmamak. up to the ears in work fazla meşgul. Did your ears burn? Kulaklarınız çınladı mı? Sizden bahsediyorduk. en-tr
ear(2) (i)., (f). Başak; (f). başaklanmak, Başak bağlamak, başak tutmak. in the ear kabuklu. en-tr
earache (i). kulak ağrısı. en-tr
eardrop (i). sallantılı küpe. en-tr
eardrops (i). kulak damlası. en-tr
eardrum (i). kulak zarı. en-tr
earful (i).,( .A.B.D.), (k.dili) üzerinde çok durulan bir söz; dedikodu havadis; azarlama. en-tr
earl (i). kont earl'dom (i). kontluk, bir kontun unvanı ve sahip olduğu topraklar. en-tr
earlap (i). kulaklık; kulak memesi, kulak kepçesi. en-tr
early (s)., (z). erken; eski; ilk, ilkel; (z). vakitsiz, vaktinden evvel. early bird erken kalkan, sabahçı. The early bird gets the worm Erken davranan istediğini elde eder. early riser erken kalkan kimse .at an early age çocukken.at your early convenience sizin için uygun olan ilk fırsatta. en-tr
earmark (i)., (f). hayvanların kulaklarına takılan marka; damga; (f). kulağa işaret koymak; belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek. en-tr
earmuff (i). kulaklık (soğuğa karşı). en-tr
earn (f). kazanmak, edinmek, hak etmek. en-tr
earnest(1) (s). ciddi; gerçek, hakiki; istekli; içten, samimi. in earnest ciddi olarak, samimiyetle, gerçekten. en-tr
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 ... 56

 

2008 LogSozluk.Com - İngilizce Türkçe Sözlük | Türkçe ingilizce Sözlük